Xtratime Community banner

1 - 6 of 6 Posts

·
Registered
Joined
·
4,773 Posts
Discussion Starter #1
Very good article:

'DEL BOSQUE VE LUCESCU'

MİLLİ TAKIM ESKİ TEKNİK DİREKTÖRÜ ÇOŞKUN ÖZARI, FANATİK GAZETESİ'NDEKİ KÖŞESİNDE DEL BOSQUE İLE LUCESCU'YU KIYASLADI. İŞTE ÖZARI'NIN 'DEL BOSQUE VE LUCESCU' BAŞLIKLI YAZISI;

Medyada bazı kişilerin görüşlerini okudukça insanın şaşırmaması mümkün değil. Bir bakıyorsunuz, spor yazarları hakkında ağza alınmayacak sözler söyleyen bir kulüp yöneticisini yılın spor adamlığına namzet gösteriyorlar. Bir bakıyorsunuz, geçmişi olumsuzluklarla dolu olan bir teknik direktörü, bu kez yılın teknik adamlığına aday gösteriyorlar. Diyebilirsiniz ki, "Bizce önemli olan başarılardır." Ama çoğu kişi buna katılmaz. Katılmak zorunluluğunda da değildir. Yine de söylerim; herkesin kendi düşüncesi kendinedir. Bütün bunları neden söylüyorum, son günlerde gözden kaçmayan, benim de gözümü tırmalayan bir Vicente Del Bosque olayı var. Bu kişiyi basının bir bölümü yerden yere vuruyor, hatta bazıları öyle eleştiriyor ki, "Del Bosque futboldan anlamıyor bile" diyorlar. Oysa Del Bosque çoğu kez herkese futbol dersleri veriyor; "Herkese saygılıyım, hakemler hakkında, futbolcularım hakkında, rakip futbolcular, rakip takımlar hakkında konuşmam" diyor. Bana göre de büyük bir spor adamlığı, büyük bir centilmenlik örneği sergiliyor. Futbolu da biliyor, insanlığı da... Özellikle adam gibi adam. Bilmediği bir şey var. O da bizim insanlarımız kendisi gibilerini değil, gürültücü, patırtıcı, bağırıp çağıran, sağa sola saldıran insanları beğeniyor. Bakın, Beşiktaşlı futbolcu Tümer Metin ne diyor? Önce şunu söyleyeyim. Tümer Metin'i alkışlarım. Çünkü, adettendir, çoğu futbolcu gideni değil, gelen teknik direktörü metheder. Tümer şöyle diyor; "Lucescu, Del Bosque'ye göre daha çok bilgi veriyordu." Tümer böyle düşünebilir. Ancak bilmediği bir şey var. Lucescu benim yakın arkadaşımdır. Del Bosque ile henüz bir arada olup bir kahve bile içmişliğim yok. Olay şu, Lucescu henüz Del Bosque'nin geçtiği çıtaya kadar yükselemedi. Bir başka deyişle, Lucescu ilk veya ortaokul hocalığı yaptı bugüne kadar. Del Bosque hem dünyanın en büyük takımında oynayan futbolcu oldu, hem de o takımın teknik direktörlüğünü yaptı. Yani üniversite hocalığı yaptı. Şimdi sorarım size; bir ortaokul öğretmeni, üniversiteye gitse, üniversite talebesine ders vermeye kalksa, yadırgamaz mı? Aynı şekilde bir üniversite hocası gelip, ortaokul talebelerine ders vermeye kalksa, uyum zorluğu çekmez mi? Herhalde çeker. Del Bosque ile çalışmış olan ve onun tarafından fazlaca önemsenmeyen İngiliz futbolcu Steve Mc Manaman diyor ki, "Del Bosque maçın başlamasına bir kaç dakika kala soyunma odasına gelirdi, 'hadi çocuklar oynayın' derdi ve çıkar giderdi." Buna inanmıyorum ve katılmıyorum. Diyelim ki öyleydi. Del Bosque ne yapacaktı? Futbolda üniversiteli sanılan Real Madrid'li futbolcular Raul'e, Roberto Carlos'a, Ronaldo'ya, Figo'ya, "Topa şöyle vurun, şöyle stop edin, sağa kaçın, sola kaçın, rakibi değişik yerlere taşıyın" diyecek ve onları ortaokul talebesi gibi yönlendirecek miydi? Bütün bu düşüncelerimden sonra ben Del Bosque taraftarıyım. Bilmem siz ne düşünüyorsunuz?
 

·
Registered
Joined
·
4,773 Posts
Discussion Starter #2
Another article concerning del bosque:

SEVGİ VAR, GÜVEN YOK

MİLLİYET GAZETESİ SPOR YAZARI BİLAL MEŞE'NİN HAZIRLADIĞI 'KANATLARI KIRIK KARTAL' YAZI DİZİSİNİN 3. BÖLÜMÜ 'SEVGİ VAR, GÜVEN YOK' BAŞLIĞINI TAŞIYOR.


Akaretler'den çıkıp, Ümraniye'deki ilk yarıyı sıkıntılı tamamlayan Kartal Yuvası'na yelken açalım. Avrupa'da kendi ipini çeken, ligde karanlığa yelken açan Beşiktaş'ın TAŞ 'lığından eser yok, BEŞİK gibi sallanıyor! Bu tablonun oluşmasında en büyük faktör yönetimin uyguladığı yanlış transfer politikası... Ancak bir gerçeği de vurgulamadan geçmek haksızlık olur. Zamanın kısıtlı oluşu, yanlış transfer politikasını da birlikte getirdi. Del Bosque çıkıp, ortaya, "Bu transferleri ben yapmadım" diyebilir, bu gerekçenin arkasına sığınabilir. Ancak müthiş bir olgunluk içinde sıkıntıları dışarı vurmuyor, elindeki malzemeden en iyisini çıkarmak için boğuşuyor!

Bosque ilginç bir hoca... Yönetim, hakemlere "isyan" bayrağını açarken, o doğru yolu seçti, sessiz kaldı. Takım kötü oynuyor, bireysel hatalar ön plana çıkıyor, buna rağmen Bosque medya önünde oyuncularına sahip çıkıyor. Ama aynı Bosque, iş özeleştiriye geldiği zaman, kapalı kapılar ardında gürlüyor. "Kandırıyorsunuz" Parma maçı sonrası soyunma odalarında sessizliği Del Bosque bozuyor ve açıyor ağzını, yumuyor gözünü: "Antrenmanlarda formayı kapmak için herşeyi yapıyorsunuz, ama maça gelince tık yok. Sizin samimiyetinize güvendiğim için beni kandırıyorsunuz. Çoluk - çocuğa rezil olduk"

Kartal Yuvası'ndan kulağımıza gelen fısıltılar da bir hayli ilginç... Sezona kötü başlayan, şampiyonluk yarışından uzaklaşan Kartal'da en büyük faktörün arkadaşlık ortamının yeterli düzeyde olmaması, herkesin kafasına göre takılması gösteriliyor. Ümraniye'de dört oyuncu dışında takımın neşe kaynağı yok. Herkes 100.yıldaki arkadaşlık ortamının geri gelmesini istiyor, takım içinde bunu sağlayacak ağabeyin olmayışından yakınıyorlar. İspanyol hocanın altı aylık süreçte zaman zaman Akaretler'e dil uzatması, müthiş tepkilere de neden oldu. Bazı yöneticilerin, "Bize dil uzatacağına, işini yapsın. Hala ideal on biri bulamadı. Kaldı ki, kulübün bir çalışanı. Başka ülkede olsa hemen kapının önüne koyarlar" çıkışları yoruma açık... Prens Juanfran! Del Bosque'ye, Ümraniye'de güven yok... Güvenin olmadığı yerde başarıdan kim söz edebilir ! Bu ortamın oluşmasındaki en büyük faktör ısrarla alınmasını istediği Juanfran... Bosque'yi seviyorlar, ancak güvenmiyorlar. Juanfran için Ümraniye'den yükselen seslere kulak verelim: "Asıl prens Ahmed Hassan değil, Juanfran'dır. Adamı 4 milyon Euro'ya aldı. Kurtarıcı olarak oyuna sokuluyor. Bırakın kurtarıcı olmayı, yeniden oyundan alınıyor. Takımı biz kurtarıyoruz, ama parayı da Del Bosque'nin prensi Juanfran götürüyor. Adalet bunun neresinde?" Ümraniye'de sanıldığı gibi herşey güllük - gülistanlık değildi. Kadroya giremeyenlerin isyanı, hocayla sert tartışmalara da sık sık sahne oldu Kartal Yuvası. Bodo maçı öncesi yapılan son antrenmanda kadroya giremeyen Berkant, İspanyol hocayla tartıştı. Berkant'ın, hocasına, "Beni bitirmek istiyorsunuz" diye bağırdıktan sonra kapıları tekmelediğini de biliyoruz. Cordoba'yı sildi! Sezon başından bu yana Kartal Yuvası'nda en çok tartışılan konu Kolombiyalı file bekçisi Cordoba. Cordoba ve Ronaldo ile ilgili inanılmaz senaryolar yazıldı sıkça ! Geçtiğimiz sezon özellikle Cordoba ile ilgili "Maç satıyor" söylentilerine Ronaldo da eklendi şu sıralarda da. İddialara göre yönetim iki futbolcunun geçtiğimiz sezon bu tür işlere karıştıklarını kapalı - kapılar arasında tartışıp, duruyor. Ortada belge yok, ancak inanıyorlar.!

Biraz tarihi geri çekelim, Lucescu - Del Bosque zirvesine yelken açalım... Lucescu, öğrencileriyle ilgili bilgileri meslektaşına aktardığı sırada, Datcu'nun takımda kalmasını istedi. Ancak Cordoba, Datcu'dan memnun değildi, sürekli tecrübeli hocanın antrenmanlarından yakınıyordu. Kolombiyalı file bekçisinin, "Yat kalkla, şutlarla kaleci antrenmanı olmaz" diye Datcu'ya isyan bayrağını çekmesi sonunu hazırlayan başka faktör olarak ortaya çıktı. Del Bosque'nin kaleyi Cordoba'ya kapatmasındaki diğer bir faktör Ramazan'ın genç oluşuydu. Ramazan'ın hatalı goller yemesine karşın sürekli şans bulmasını dostlarımız bize şöyle anlattı: "Real Madrid'in kalecisi Casillas'ı bugünlere getiren Del Bosque'dir. İspanyol hocanın Ramazan'da ısrarlı oluşunun temelinde 'Yeni bir Casillas yaratacağım' düşüncesi yatıyor". İkisi de Baba! Ümraniye'de hem Lucescu'ya, hem de Del Bosque'ye oyuncular baba lakapı taktılar. Futbolcuların iki hocayla ilgili tespitlerini aktaralım: "Elbette ikisinin de artıları var. Lucescu'nun en büyük artısı Türkiye'yi, Türk futbolcusunu ve de takımları tanımasıydı. Bunlara ilaveten rakipleri, oyuncuları en ince ayrıntısına kadar anlatıyordu. Del Bosque'nin artısı, sürekli duran top ve taktik çalışması yaptırması. Lucescu duran top çalışmasına pek ilgi göstermiyordu". Del Bosque'yi seviyorlar, ancak Lucescu'yu da arıyorlar. Bunun en sıcak örneği de Tümer Metin'in bir söyleşisinde kullandığı cümleler: "Lucescu bizi rakiplere karşı hazırlarken daha planlıydı. Avrupa'da oynayacağımız ve tutmam gereken oyuncunun kramponuna kadar öğretirdi". Del Bosque'nin disiplinli bir hoca olduğunu biliyoruz. Bu altı aylık süreçte İspanyol hoca disiplinden hiç taviz vermedi. Futbolcuların antrenmanlara geliş - gidişlerine müthiş özen gösterdi. Çalışmalara geç gelenlere bin dolar para cezası kesildi, kokusu da bugün çıkıyor. Kötü sonuçlar, Ümraniye'de doğal olarak parasal sıkıntılar yarattı. Futbolcular sezon başından bu yana 10 bin dolar Bodo, 15 bin dolar da Fenerbahçe maçından kazandılar, hepsi o kadar. Para sıkıntısı çekenler yönetimin kapısını çalamadı, sürekli kaybettikleri için istemekte zorlandılar. Bosque şu sıralarda İspanya'da tatilde... Geri dönüp, dönmeyeceği net değil! İspanyol hocanın yönetim kanadındaki gelişmelerden bir hayli rahatsız, karar aşamasında olduğu belirtiliyor. Yönetimin, özellikle Juanfran konusunda zaman zaman İspanyol hocayı sorguladığı hatta, "Bu adamı sen getirdin, uyum bir kenara, bu futboluyla yararlı olması söz konusu değil. Camiadan müthiş tepkiler alıyoruz, hesabını vermek de size düşer" diyerek köşeye sıkıştırdığı kulaktan kulağa dolaşıyor. Bir asansör hikayesi! KORAY Büyükasar, yönetime seçilmiş, ancak adı bir olaya karıştığı için ayrılmıştı. Son Divan Kurulu toplantısı, Ritz Carton Otel'inde yapılıyordu. Toplantı bitmiş, asansör tıka basa dolmuştu. Büyükasar o kalabalıkta, önce seçildiği sonra bıraktığı yönetime atıp tutmaya, hatta argo sözlerle ortalığı çınlatmaya başlamıştı. Ama aynı asansörde, öfkesini kustuğu o yönetimden Kıvanç Oktay da vardı ve görmemişti. Konuşup, söylenmeye devam ederken, bir anda Oktay ile göz göze geliyor ve yüzü bir anda kireç gibi oluyordu.

GÖZTEPE maçı sonrası Bosque, oyuncularıyla Atatürk Havalimanı'nda vedalaşıyor, tek tek ellerini sıkıyor. Sıra İbrahim Akın'a geldiğinde, İspanyol çalıştırıcı gelecek vaad eden genç oyuncusuna, önce "Sana izin yok" diyor, ardından da "Avrupa'yı düşün" diyerek ince mesaj veriyor.

Ümraniye unvanları: Carew: (Sırık - Uzun boyundan dolayi)
İbrahim Üzülmez: (Köy ağası / Deli ibrahim - Tüm yatırımları köyüne yaptığı için)
Ahmed Hassan: (Cimri - Hesap kitap yapıyor, sürekli para konusunda ağlıyor) Veysel: (Taş kafa / Sessiz adam)
Berkant: (Rapcı - Ümit Davala'nın klibinde oynadığı için)
Çağdaş: (Çatko)
Fatih Sonkaya: (Dadaş - Kurban)
Tayfur, Ali Güneş, Berkant, Tayfun, Tümer: (Almancılar)
İbrahim Toraman: (Gece kuşu)
Kıvanç Oktay: (Pozitif enerji kaynaği)
 

·
Honorable Mention, February 2013 XT Photo Contest
Joined
·
21,026 Posts
Holy crap, I don't even understand one word:eekani:
 

·
Welcome To Jamrock
Joined
·
9,729 Posts
barça said:
Holy crap, I don't even understand one word:eekani:
:howler:

A translation would be nice :)
Or even a brief summary :shades:
 

·
Registered
Joined
·
4,773 Posts
Discussion Starter #6
EarthquakeEddie said:
:howler:

A translation would be nice :)
Or even a brief summary :shades:
Eddiecim sen turkce biliyorsun. Bi zahmet tercume edersen sevinirim.
 
1 - 6 of 6 Posts
Top